Sana hoşgeldin yazısı yazmak bu kadar zormuş. Ne yazsam eksik ne desem yetmezmiş. Zaten burdaki herşey yıllar sonra okuduğunda anlam kazanabilecek. Anlamak bile bu kadar zorken "anne" olmayı, anlatmak yada karşındakine hissettirmek... yine de deneyeceğim. Bu da benim anneliğim:
Kokundan mı başlamalı yoksa teninin yumuşaklığından mı? Ya gözlerin? Hayır hiçbiri değil bahsetmek istediğim. Bunları zaten kimse ama kimse yaşamadan anlamazmış. Ben bana yaşattığından bahsedeceğim.
Emir Dirar... yavrum... minik oğlum
Senin annen olmamı sağladığın için sana teşekkür ederim evladım. Sen bizim biriciğimizsin ama benim için daha başka bi duygusun. Yıllarca korktum "anne" kelimesinin ağırlığından. Anne olmak çok başka bi sorumluluk, fazlaca ağır bir yük hatta zaman zaman gereksiz bağımlılık ve biraz da abartılı bir sevgi doldurması geldi bana. 5 yıl beklemek sadece korkumu yenmek içindi. Korktum evet; seni yeteri kadar sevememekten, yeteri kadar ilgi ve bilgi verememekten, cahil-yetersiz-bencil-şefkatsiz bi anne olmaktan korktum. Bu yüzden çok bekledim, kendimi hazır hissetmeye ihtiyacım vardı. Ne büyük yalan bu da? Asla hazır olmuyormuş insan anne olmaya. Sen gelince anladım ki öyle birden bire tepeden inme anne olunuyormuş. Rabbim o anda, sen nefes almaya başladığın anda yüklemeyi yapıyor beyne.
Herşey sesini duyduğum anda başladı.Başka bir dünyaya giriş yaptım artık. Zor mu, sonuna kadar; korkutucu mu, dehşete kapıldım; ağladım mı gizlice, çoook :..(
Herşeyden önce o minicik beden için yanıp tutuşmayı öğreniyor insan. Nefes alıp almadığını kontrol etmek için uyanmak ne demek, emmeyi bile beceremeyen şu ufacık vücut için onca ağrı çekmek ne demek, yüzünü örten örtü boğmasın diye fizik kurallarını zorlamak ne demek, hepsini ilk günlerde anladım sayende. Teşekkür ederim anneciğim.
Hayatta en büyük keyfim uzun ve deliksiz uykuları sadece ve sadece senin uğruna feda edebilirmişim meğer. Açık havada serilip galesizce güneşi hissetmek ancak sen doğru gölgede ve ısıdayken mümkünmüş. Kar bile seninle pencereden izleyince anlam kazandı gözümde.
Her sabah senin o kocaman gülüşünle uyanmak nasıl bir huzurmuş Allahım? Bütün gece ateşin düşsün diye uyumamış olsam da bir tek gülüşünle silinirmiş bütün yorgunluklar. Senin karnın duyduğunda ben doyarmışım, sen uyuyunca dinlenirmişim. Hatta sen hasta olunca hepimiz hasta olurmuşuz.
Tedirginliğimin yerini sukunet almaya başladıkça seninle paylaştığımız anlar keyif vermeye başladı. O minicik ellerinle bana dokununca melekleri hissettim tenimde. İlk hecelerinde cennet şarkılarını duydum. Hele hareketlenmeye başladıkça sen, sanki ben özgürleştim.
Herşeyi seninle yeni baştan öğrendim. Yutmak ne büyük hareketmiş, hele bir nesneyi düşürmeden tutmak, ardından gelen emekleme... offf zor zor çok zor, veee en dev aşama "yürümek"! Aman Allahım yürümek denen şey ne beter bi eformuş.Senin her denemende ben yoruldum, her çabanda ben de gayrete geldim. Bana hayatı sil baştan öğrettiğin için teşekkür ederim oğlum.
Zor anlar yaşadığımda tek yapmam gereken yüzüne bakmak oluyor. Hiçbir şey yapmadan sadece orda öylece durman bile yetiyor güçlüklere direnmeme. Nasıl bir mucize bu anlamadım hala ama sen hep temiz bir sayfa açabilme nedenim oluyorsun. O gülüşün yok mu, içimi ısıtan, umut veren, herşeyi silen, hayata bağlayan. İnşallah ömrün boyunca yüzünde olur bu gülücük. Etrafına hep ışık saçarsın, hep güzelliklerle karşılaşırsın, vicdanın sana her zaman yol göstersin.
Sana çok büyük yükler yükleyip hayaller kurmak istemiyorum, tek dileğim dürüst ve ahlaklı bi adam olman. Şimdilik o kadar miniciksin ki bir gün kocaman bi adam olacağın günleri düşününce garip bir duygu kaplıyor içimi. Kokunu içime doldurmak istiyorum ki büyüyüp artık öpmeme bile izin vermediğinde çıkarıp tekrar hatırlayayım. Pirinç tanesi kadar dişlerinin her biri çıkarken ayrı bir hikaye yazdırdı. O yüzden hepsinin teker teker değişeceği günleri düşlüyorum şimdiden.
Allahım sana herşeyi güzel ve tatlı yoldan göstersin minik prensim. Dualarım, kalbim, ruhum hep seninle.
"Rabbim yüzünü güldürsün yavrum"
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder