Geldiiikk...
Konya'da dünyaya gelen Emir Dirar artık evinde, İstanbul'da. Tam tamına 44 günlük olan minicik oğlumuz abiş oldu :) Konya'da gerek kalabalıktan gerekse kafamı toplayamadığımdan buraya yazmayı hep erteledim. Emir Dirar'dan haber bekleyenleri çok beklettiğimin farkındayım. O nedenle geçen zamana dair hızlı bir fotoğraf turuyla başlayayım dedim.
Zaten duygularımın tavan yaptığı dönemdeyken, Hatice ablamız taaa Eskişehir'den geldi Emir Dirar'ı görmek için. Hatice odadan içeri girdiğinde ikimiz birden ağlamaya başladık :'(
"Anne kokuyosun sen" sözleri ben de gözyaşlarını sel etti...
Canım Haticem iyi ki geldin, iyi ki gördüm seni. İnşallah İstanbul'a da gelirsin. Hem sen gelinceye kadar çoook değişecek tipimiz ablası :)
Tabi Meryem ablamız hep bizimleydi. Sık sık gelip kokladı Emir Dirar'ı. Hem de ne koklamak. İddiasına göre yatağında bile bu koku varmış :)
Bizim küçük ailemiz...
Babamız maalesef 15 gün sonra İstanbul'a dönmek zorundaydı :( Benim için çok zordu O'ndan ayrılmak. Çok ama çok ağladım. Dedim ya duygular tavan yapmış, kısmen de olsa "lohusa sendromu" durumları işte, naparsınız :) Kısmen diyorum çünkü evdeki curcunadan ne sendrom kaldı ne de kaygı :) Sağolsunlar gelen gidenler, tebrik ziyaretleri vs. derken öyle kendimi dinlemeye vaktim olmadı :)
Emir Dirar'ın biricik dayısı...
Nedense dayımızın her ziyaretinde kıyametleri kopardık, ağladık, çığlıklar attık. Bende hemen dayısının kucağına verip " ay sen bi oku bunu nolur"yaptım ;) Her seferinde işe yaradı ve huysuzluğumuz geçiverdi çok şükür. Allah razı olsun canım abim.
Yine çok uzaktan Niğde'den gelen bir ciğer paremiz, Feyzan teyzemiz. Canım ablam kısacık ziyaretinle hepimize moral oldun. Emir Dirar teyzesine bazı yaramazlıklar da yaptı :) Meryem ablamız da şahit oldu bu komik anlara. Dediğine göre yıllar sonra bile kullanacağı bir koz olmuş:)) Eyvaaah... :)
Gelelim Abdullah'a...
Kuzenini fazla fazla seven (!) Abdullah Konya'da olduğumuz süre boyunca (1 haftalık Akşehir ziyareti hariç) en büyük heyecan sebebimiz oldu. Zira Emir Dirar uyurken, uyanıkken, ağlarken, susarken, kucaktayken, yatarken... kısacası her an yanında olmak, dokunmak, hatta kucağına almak için HERŞEYİ yaptı :) Mesela Emir Dirar ağladığında hepimizden önce Abdullah koştu! Dolayısıyla onu durdurmak için herkes koşmaya başlıyordu. " kürdan ayaklı" dediği kuzeninin bir an evvel büyüyüp ona abi demesi, beraber parka gidebilmek için sabırsızlıkla beklemeye başladı şimdiden.
Keşke Elif'i yanımda getirebilseydim.
Mükemmel ablalık yaptı oğluma, bana da ciddi yardımcı oldu. Hem okul hem dershane derken posası çıkmış olsa da her dediğimi yaptı sağolsun Elif ablası. Ben de ona 40 günlük bir eğitim verdim ;) Elifciğim anladın sen onu teyzecim :)
Eda Eda Eda...
Ne desem boş seni anlatmak için. Tanımayan biri için Eda çok soyut bir kişilik, masalsı bir çocuk, gerçek olamayacak kadar absürd bir şahıs. Ama gerçek ve benim küçük cadım :)
Zaman zaman "Emir, seni yemek istiyorum" sözlerini gerçeğe dönüştürecek diye çok korktum. Sağolsun Eda kucağında ev turları yaptırarak çoğu zaman sakinleştirdi minik yavrumuzu. Bir de kirli bezleri atabilseydi :)
Edacığım onlar yumurta değil kirli bez torbalarıydı teyzeciğim.
Anneannesinin bir tanesi, küçük herifi, DODDİLİSİ...
Anneannemize ne kadar teşekkür etsek azdır.
Şu kadarını söyleyeyim; sabah 6-8 arası tutan anlamsız ağlama krizlerinde kucağına alıp birlikte fısır fısır bir uyumaları vardı... Tarifi imkansız bir mutluluk onları böyle izlemek.
Benim uslu oğlum annenannesine çok düşkün valla.
Ben onun dilinden anlayamadığım zaman hemen devreye anneannesi girer ve sakinleştirir Emir Dirar beyi :) Bu minik adam kokusuyla, boncuk bakışlarıyla anneannesini de kendisine alıştırdı 40 günde :)
Bizi İstanbul'a uğurlarken çok üzülen, ağlayan anneannemize inşallah yakında tekrar kavuşacağız. O zamana kadar kilo almamız, üşütülmememiz, zinhar hasta edilmememiz sıkı sıkı tembih edildi. Sen dualarını üzerimizden eksik etme anneannesi. Allah'ın izniyle sana kocaman abi olarak sapa sağlam kavuşacağız inşallah.

Hiç yorum yok:
Yorum Gönder